UAO |
|
| Ana Sayfa Hakkımızda Aktiviteler İletişim Video/Foto | Türkçe English |
|
UNITED AIKIDO ORGANISATION
14.08.08
Türkiye’de Aikido Nasıl Başladı? Türkiye’de Aikido’nun nasıl başladığına dair yazılar okudukça kendimi gülmekten alıkoyamıyorum. Acaba benim yaşadığımın dışınada başka bir Türkiye mi var diye düşünüyorum. Aşağıda, Türkiye'de Aikido'nun nasıl başladığını bu ülkenin ilk siyah kemerli aikidocusu olarak sizlerle paylaşıyorum.
Her ne kadar daha sonra Aikido popüler olunca bir anda 1960 ve 70’li yıllarda aikido çalıştığını söyleyen kişiler ortaya çıktıysa da bu iddiaların inandırıcı bir yanı yoktur. 1960’lı yıllarda Judo çalışanların bazı Judo tekniklerinin JuJutsu’da gelmesi nedeniyle Aikidoya benzetmeleri ve bunu dayanak göstermeleri Beyzbol oynamış birisinin Golf de oynadığını iddia etmesi gibidir. Ahmet Berkol Hoca’ya ait olan Kadıköydeki spor salonu açılırken, yardımları olur düşüncesi ile Avrupa ve Japonya’daki bazı kuruluşlara yazılan yazılar neticesinde, Tokyo’daki Aikido Genel merkezinin bu salondan haberi oldu. Bu dönemde Japon Komatsu firmasının Ortadoğu bölümüne genel müdür olarak atanan Kenji Kumagai ( Aikido 5. Dan ) bölgeye gelmeden önce Aikido genel merkezine giderek bölgede Aikido olup olmadığını sorduğunda olmadığı ancak bir salondan istek geldiği bilgisi kendisine verildi. Kenji Kumagai ilk önce merkez olarak tarihi olması nedeni ile Mısır’ın Kahire şehrini seçti. Ancak daha sonra İstanbul’a yaptığı bir seyahatte İstanbul’u çok beğenmesi nedeni ile ofisini İstanbul’a taşıdı. Çok ciddi şeker hastalığı sorunu olan Kumagai, İstanbul’a geldikten kısa bir süre sonra hastalanarak 6 ay kadar tedavi gördü. İyileşir iyileşmez de hemen Kadıköy’deki bu salona geldi. Salon’un sahibi olan Ahmet Berkol Hoca ile görüşmesinin hemen sonrasında Aikido derslerine, bu salonun değişik branşlardaki hoca ve kıdemli öğrencileri ile başladı. Bu derslerin öncesinde Aikido konusunda şöyle bir gelişme olmuştu; Spor Salonunda küçük çocuklara jimnastik dersi veren Lemi Bağdatlılar, bir gün Ahmet hocaya yurt dışında yaşayan bir yakınının Aikido diye bir spor yaptığını ve Türkiye’ye geldiği bir dönemde birkaç defa kendisi ile, esnek olmasından dolayı, biraz egzersiz yaptığını söyledi. Ahmet Hoca da Lemi Beyden hatırladığı kadarı ile ders vermesini istedi. Lemi Bey de derslerine başladı. Öğrencileri arasında daha sonra Kumagai Hocanın da derslerine katılacak olan İhsan Özgün ve Mevlüt Zor vardı.
Bir gün Ahmet Berkol Hoca, Lemi Bey ve ben dönemin popüler Uzakdoğu sporları dergisi Karakuşak’ı ziyaret etmek için yola çıktıktan sonra Kadıköy’de yürürken Lemi Beyi nasıl takdim edeceğimizden bahsettik. Lemi Bey Aikido konusunda herhangi bir diploması, kuşağı olmadığını söyleyince Ahmet Berkol Hoca ‘Dert ettiğin şeye bak Lemi, verdim gitti sana Aikido’da siyah kemeri’ dedi. Birlikte güldük.O günden sonra Lemi Bey Aikido’da siyah kemer oldu. Kumagai Shihan’ın derslere başlaması ile Lemi Bey de hakamasını ve siyah kemereni çıkararak beyaz kemer ile derslere başladı. Derslerin başlaması ile birlikte birkaç ay içerisinde gerek gurubun en gençlerinden birisi olmam ve gerekse de Aikidonun benim yapıma fazlasıyla uyması ve öğrenmeye açık olmam nedeni ile diğer arkadaşlarımdan derece olarak öne geçtim. Siyah kemer sınavına ben ve salonun sahibi Ahmet Berkol Hoca ( Hoca diyorum çünkü Aikido’yu birlikte çalışmamıza rağmen Ahmet Berkol Hoca Türkiye’nin en kıdemli Judo hocalarından biri idi.) diğer arkadaşlarımızdan birkaç ay önce girdik ve siyah kemer olduk. Bunlar aynı zamanda Türkiye’nin de ilk resmi Aikido dereceleri idi. Ahmet Berkol Hoca siyah kemerin ilk derecesini aldıktan sonra derslere düzenli olarak katılmayı bıraktı. Bu nedenle siyah kemerin 2. derecesine ancak yaklaşık 15 yıl sonra geçti. O günlerde derslere düzenli olarak katılan kişileri sayarsak bunlar Lemi Bağdatlılar, İhsan Özgün, Ali Uludağ, Neşe Altan, ( kendisi bu ülkenin ilk kadın aikidocusu,ilk kadın siyah kemer ve ilk kadın Aikido Hocasıdır.) Yalçın Yenice, Mevlüt Zor, Melih Toprakçı ve ben Mustafa Aygün olarak sayabiliriz. Arada zaman zaman derslere katılıp sonra da uzun aralar veren başka arkadaşlar da olmuştur. Türkiye’de Aikido’nun sevilmesinde teknik olarak olmasa da insani kişiliği ile Kumagai Shihan’ın eşi Shigemi’nin de büyük payı vardır. Yine onlar kadar olmasa da zaman zaman derslerimize katılan, bizlere yardımcı olan Mitsui’nin genel müdürü bay Ura’nın da adını anmak gerekir diye düşünüyorum. Kumagai Hoca’nın ders verdiği dönemde bizlere tercüman olarak yardımcı olan Komatsu firması görevlilerinden Ergin Sezen ve Hocanın şoförü Ekrem Abi de ( nur içinde yatsın ) o dönemin unutamayacağımız kişileri arasındadır. Yandaki fotoğrafta Türkiye'de yapılan ilk siyah kemer sınavından başarı ile çıkarak ülkemizin ilk resmi siyah kemeri olan ben ve Ahmet Berkol'un diploma töreninde mutluluğumuzu paylaşan İhsan Özgün, Yalçın Yenice, Neşe Altan, Ali Uludağ ve Lemi Bağdatlılar da daha sonra kısa aralıklarla siyah kemer olmuşlardır. |
Mustafa Aygün'den
19 Mayıs 1919
Bugun 19 Mayıs Türk’ün yüce ATA’sı Mustafa Kemal’in çok sevdiği ulusunun kurtuluş mücadelesini başlattığı gün. Ülke işgal altında. Başkent İstanbul İngiliz ve Fransızların işgali altında. Hergün bir yer basılıyor, insanlar tekme tokat evlerinden, işyerlerinde atılıyor ve mülkleri işgal ediliyordu. İşgal kuvvetlerinin savaş gemileri boğazda demirlemiş, top namluları Dolmabahçe sarayına çevrilmiş. Padişah Vahdettin saltanatını korumak derdi ile işgal kuvvetlerinin her istediğine evet diyor, buna karşı çıkan herkesten kurtulmaya çalışıyordu. Anadoluda vatanseverler bir araya geliyor ve işgal kuvvetlerine karşı bölgesel direnişler yapıyorlardı. Padişah Vahdettin bu durumlardan dolayı her gün işgal kuvvetleri komutanları tarafında uyarılıyor, gereğini yaparak bu durumlara engel olması isteniyordu. Korkak Padişah bu isyancılara ! karşı Mustafa Kemal’i Samsuna gönderirken ; Paşa, Paşa şimdiye kadar bu devlete çok hizmet ettin. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden önemli olabilir. Paşa, devleti kurtarabilirsin’’ demiştir. Ama bu bazılarının, gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde olan bazılarının dediği gibi Mustafa Kemal’in kurtuluş savaşını başlatması için söylenmiş sözler değildir. Bunu söylerken padişah Mustafa Kemal’in Anadoluda işgal kuvvetlerine karşı koyan vatanseverleri yok ederek devleti ( osmanlı tahtını ) kurtarmasını umut ediyordu. Ulusuna ve tarihine ihanet eden bu dar görüşlü padişah elbette bu konuda da yanlış bir seçim yaparak Mustafa Kemal gibi bir yurtseveri, zamanın çok ötesindeki bu dahi insanı tanımadığını ve anlayamadığını bir kez daha göstermiştir. Türk’ün kurtuluşu başlamıştı. Kendi yaşamımda her umutsuzluğa düştüğümde, kendimi her çaresiz hisettiğimde aynı şeyi tekrarlarım; ‘’ 19 mayıs 1919 bundan daha iyi değildi, Ama inanç ve çok çalışma, doğru insanları seçmek başarıyı da getirecektir’’ Bu moralle yüce atamı bir kez daha sevgi ile anarak yoluma taze bir güç ve inanaçla devam ederim. Ne mutlu bize ki Mustafa Kemal’imiz var… M.Aygün ANAYASAMIZ DİYOR Kİ : T.C. Anayasası Devlet başarılı sporcuyu korur.
ATATÜRK HAKKINDA ! ATAMIZIN BÜYÜKLÜĞÜNÜ ANLAMAK İÇİN ELBETTE YABANCILARIN SÖYLEMESİNE İHTİYACIMIZ YOK. Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır. Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’ nin doğması, yeni Türkiye’ nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye’ de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur. Dünya sahnesinden tarihin en dikkatli, çekici adamlarından biri geçti. Savaş sonrası döneminin en yetenekli liderlerinden biri.
Wu Shu Federasyonu Seçimleri ve Aikido Hepimizi üzen bir gerçektir Aikido’nun federasyonunun olmaması. Federe olduğu günden beri aikido bir o federasyon bir bu federasyon içerisinde bir branş olarak yer aldı. Ve tabiki hep kenarda köşede kaldı. Her dönem yönetimde olanlar kendi anlayışları doğrultusunda ya da ilgileri oranında aikidoya zaman ve para ayırdı. Bugün Aikido yine kendi başına değil, isim olarak bile yer almadığı Wu Shu ( kung fu ) federasyonu içerisinde yer alıyor. . SSS (Sormaktan Sıkılmadığınız Sorular) Zaman içerisinde okullarımıza başvuranların en çok merak ettikleri sorulara kısa cevaplarımız aşağıdaki gibidir. Türkiye’de Aikido Nasıl Başladı? Türkiye’de Aikido’nun nasıl başladığına dair yazılar okudukça kendimi gülmekten alıkoyamıyorum. Bir Çeşit Özgeçmiş Yıllar önce kaleme aldığım bir çeşit özgeçmişimdir. Merhaba! Kumagai Şihan’ın son ziyaretinde uzun uzun konuştuğumuz konu hakkında tüm ilgili kişilere bilgi vermek istiyorum. Aikido Okulları
|
Türkiye’de Aikido 1983 yılının Haziran ayında, İstanbul Kadıköyde Samurai spor salonunda başladı.
O dönemde dersleri izlemiş ve sonra da Aikido çalışmış birisi olarak yapılanların çok da Kumagai Hocanın bize öğrettiklerine benzemediğini söyleyebilirim.